2 Ekim 2013 Çarşamba

Ünal Aysal'ın hakkını teslim etmek

Genel olarak yazdıklarını beğenmesem de, aslında apaçık olup da dillendirilmeyen gerçeklere zaman zaman köşesinde yer vermesi nedeniyle takdir ettiğim Yılmaz Özdil yine çok basit ve çok açık olan bir kaç gerçeği dile getirmiş. Fanatik web sayfasından alıntıdır.
Hiçbir başarı cezasız kalmaz
Ünal Aysal’dan önceki Galatasaray’da, Emmanuel Culio, Lorik Cana, Insua Zapata, Bogdan Stancu, Pablo Pino filan forma giyiyordu. Kimsenin kalbini kırmak istemem ama, herhangi bir Anadolu kulübünün rahatça sahip olabileceği kalibrede futbolculardı. Ünal Aysal’lı Galatasaray’da ise, Muslera, Melo, Eboue, Dany, Bruma, Sneijder, Drogba forma giyiyor. Ayrıca, Hamit Altıntop, Selçuk İnan, Umut Bulut, Burak Yılmaz gibi, maddi açıdan ulaşılması çok güç topçular var.
***********
Ünal Aysal istifa diye bağırıyorlar!
***********
Ünal Aysal’dan önceki kadronun piyasa değeri, 57 milyon Euro’ydu. Ünal Aysal yönetiminin kurduğu kadronun piyasa değeri, 156 milyon Euro.
***********
Ünal Aysal istifa diye bağırıyorlar!
***********
Çok yakın zaman kadar, çevredeki bakkallar dahil, Galatasaray’ın uçan kuşa borcu olduğu, tesislere haciz geldiği, mallarını satmak zorunda kalacağı yolunda haberler yapılıyordu. Bugün Türkiye’nin en zengin kulübü olduğu, finansal açıdan herhangi bir sorunu olmadığı yazılıyor.
***********
Ünal Aysal istifa diye bağırıyorlar!
***********
2009’da Beşiktaş’ın 10 puan gerisinde kalan, 2010’da Bursaspor’un 11 puan gerisinde kalan, 2011’de Fenerbahçe’nin 36 puan gerisinde kalan Galatasaray... Ünal Aysal’la son iki sezondur şampiyon.
***********
Ünal Aysal istifa diye bağırıyorlar!
***********
Galatasaray amatör branşlarda hayli geride kalmıştı. Basketbolda, hem erkek hem kadınlarda Avrupa Şampiyonlar Ligi’nde... Voleybolda, hem erkek hem kadınlarda Avrupa şampiyonlar liginde.
***********
Ünal Aysal istifa diye bağırıyorlar!
***********
Herkes “Fatih Terim’in başarılı olmasına rağmen kovulmasından” bahsediyor ama “Hiçbir başarı cezasız kalmaz” özdeyişinin kanıtı, aslında Ünal Aysal’dır!
...

1 Ekim 2013 Salı

Son bir kez Fatih Terim

Hagi ile beraber benim şahit olduğum en önemli iki Galatasaray efsanesinden birdir Fatih Terim. İlk ayrılığı onun anlaşılabilir, hatta takdire şayan bir hevesinin sonucuydu. İkincisinde is olmamıştı işe, eğrisi doğrusuna denk gelmemil, Galatasaray para bulamamış, Fatih Terim parasız yapamamıştı. Üçüncü ayrılığı en garip olanıdır, her şey günlük güneşlikken birileri bir çomak soktu. Bence, Fatih Hoca ne yazık ki bir Galatasaraylı gibi davranmadı. Dedim ya Hagi ile beraber en büyük diye, 20 gün önce sorulsaydı yalnızca en büyük derdim, tam da bu yüzden. 

Kim haklı kim haksız, ne yaptı ne yapmadı derken iyice tatsız bir hal alan Galatasaray Fatih Terim ilişkisi, en azından resmi ilişkisi bitti.

Günlerdir medyada Galatasaray'a kara çalma yarışı var. Komplo senaryoları da yazılabilir bu haberler hakkında, haklı dayanaklar da var yazmak için. Komplo yazmadan, basitçe basının tabiatına da verilebilir. Sonuçta, onların dikkat çekecek haberlere ihtiyacı var. Siz de hakkınızı koruyamayacak kadar güçsüzseniz, kolayca birbirinize düşürülebilir bir topluluksanız sizden güzel "haber" olmaz, gerçek bir habere bile ihtiyaç yok "haber" olmanız için. 

Ben Fatih Terim'in gönderilme biçiminden çok Fatih Terim'in "ayrılma" biçimini yanlış bulan biriyim. Fatih Terim'in şişen egosuyla hem Galatasaray'ı hem Milli Takımı beraber yönetme hırsına kapıldığını, yönetimin de eli kolu bağlı kalmasına güvendiğini düşünüyorum. 

Yönetim en başta neden izin verdi sorularını ise anlamsız buluyorum. Galatasaray Yönetimi'nin Demirören'in ricasını kırmamak gibi bir gayesi yoktur, olamaz. Demirören'in de zaten Terim'i aklına bile getirmemiş olduğu, Denizli'yi düşündüğü bir çoklarınca yazıldı. Yönetim, burada benim yazmaktan çekindiklerimi milyonlara söyleyecek kadar toy değildir. Özetle, hem kişisel menfaatleri hem Galatasaray'ın menfaatleri için bu teklifi kabul etmeleri gerekiyordu, ettiler. Cesur medyamız Galatasaray'ın içinde yaşanan her "gerçek"ten, yada gerçek olma ihtimali bulunan her tür spekülasyondan halkı haberdar ederken, hem de bunu en çok ziyaret edilen haber sitelerinin manşetlerini kullanarak yaparken bunu nasıl ıskaladı acaba? Neden ısıtıp ısıtıp önümüze koymadı, bu "rica"nın reddedilememe sebebini?

Bütün bunlar olurken Galatasaray'ın başına gelenlere yol açanları belirleyen denklemin içinde benim için yalnızca bir Galatasaraylı vardı: Fatih Terim. 

En başta, çıkıp "Ben Milli Takımı reddedemeyeceğim, isterseniz sezon sonuna kadar ben göreve devam edeyim siz de bu arada hazırlıklarınızı yapın" demediği için. Bugün ise kameraların önüne çıkıp, "Galatasaray'dan ayrılmam gerekti, benim veya başka birinin kabahatiyle bunun böyle olması gerekti. Bugün artık bir Galatasaraylı olarak bu konunun uzatılmasında kasıt görüyorum. Benim Galatasaray'a karşı kırgınlığım yoktur, olamaz da. Galatasaray'ın benim üzerimdeki hakkı benim Galatasaray üzerinde sahip olduğum hakkın misliyledir. Bugün de Galatasaray benim için en değerlidir." demediği, diyemediği; bin türlü haber çıkarken iki kelimesiyle taraftarın gazını almaktan imtina ettiği içindir.

Ünal Aysal'ın Başkanlıktan ayrılmasının lafları ediliyor. Bazıları bunun ne anlama geldiğini bilmeyebilir, bazıları zaten ne anlama geldiğini bildikleri için isteyebilir, bazılarıysa Ünal Aysal'a garezleri nedeniyle bunu isteyebilir. Bu ihtimal yalnızca Galatasaray değil Türkiye Ligi için de hayallerin başka bahara ertelenmesi anlamına geliyor. Ünal Aysal gitsin de Fenerbahçe lehine yaptığı faaliyetler ahlaki sınırların fersah fersah dışına çıkan Mehmet Ali Aydınlar'ı bile "Fenerbahçe aleyhine davranmak"la suçlayan açgözlü ve kendini hep haklı gören ahlak yoksunları; kültürden, ahlaktan akla gelebilecek aşağı yukarı her tür erdemden sıyrılmış, akla gelebilecek her tür payeye karşı sonsuz bir açlık duyan, bu uğurda her tür taklayı atabilecek, "ilke"nin ne anlama geldiğini bilmeyen, tutarsız ve arsız ama zengin ve "işbilir" insanlar "Türk Futbol"unu yönetsin.

Basından bir kaç güzelleme:


27 Eylül 2013 Cuma

Dediklerine inanıyorum da yapabileceklerine...

Ünal Aysal'ın görüşlerinin samimi olduğunu, Fatih Terim'in haddini aşarak Galatasaray'dan ayrılmayı zımnen tercih ettiğini düşünüyorum. Belki daha önceleri yönetimin yapabilecekleri olabilirdi, belki işin bu noktaya gelmesinde yönetimin kabahati herkesten fazla. Ancak gelinen son noktada tercihin aslında Fatih Terim'in tercihi olduğunu görmek hiç zor değil.

Peki Ünal Aysal, Fatih Terim olmadan başarabilir mi? 

2 yılda sağlanan başarılarda Fatih Terim'den fazla Ünal Aysal'ın katkısı olduğunu düşünürüm. 

Ünal Aysal'ın çalıştığı diğer profesyonellerin, Galatasaray'ın diğer elemanlarının ise yeterli olduğunu düşünmüyorum. Dün koyduğum videoda Demirkol'un da buna benzer bir açıklaması vardı.

Lütfi Arıboğan ve Bülent Tulun'un liderliğiyle Galatasaray'ı ileriye götürmek pek mümkün görünmüyor. 

Bülent Tulun Galatasaray'ın futbol aklı gibi konumlandırılmış ama ne yazık ki onun futbol anlayışı bunun için yeterli durmuyor. Bonservis pazarlığı türünden konularda kendisinden yararlanılmaya çalışıldığı söylendi, başarısızlığı ortada.

Arıboğan'ın ise ilginç bir şekilde "atandığı" TFF'den alınıp buraya getirilmesinden sonra Galatasaray'a ne kattığını ben anlayamadım.

Bu arada "eleman" lafı konusunda da Ünal Aysal'ın yanlış anlaşıldığını düşünüyorum. Kaygısızlar dizisinin dilimize "eleman" lafını kattığı yıllarda memleketten uzaklarda olan Ünal Aysal'ın, bu kelimeyi, ecnebi dillerindeki  "élément/element" kelimelerinin taşıdığı "öğe" anlamında kullandığını gayet iyi biliyorum. Hatırlayın lütfen, Galatasaray'a seksi filan dedi bu adam. Kaldı ki Ünal Aysal'ın tarzı değil böyle konuşmak, o imayı taşıyan o lafı ağzına almaz Ünal Aysal. Memnun Kaygısız'ın entelektüel düzeyinin pek üzerine çıkamayan insanların, laf soktuklarını düşünerek bu tür durumlara değinmeleri ise ancak kendilerini daha iyi tanımamızı kolaylaştırıyor.
"Fatih hoca ipleri koparmak için kararlı gibiydi"
27 Eylül 2013 16:57 NTV Spor ve Ajanslar
Galatasaray Başkanı Ünal Aysal, Sarı-kırmızılı camiadaki son gelişmeler ve Fatih Terim'in görevine son verilmesiyle ilgili olarak kulübün kurullarına bilgi verdi.

Galatasaray Başkanı Ünal Aysal, yönetim sicil ve denetleme kurulu üyeleri ile bir araya geldi. Toplantıda Fatih Terim ile yolların ayrılması konusunda önemli mesajlar veren Aysal, başarılı bir teknik adamın görevine son verilmesinden sonra tartışılmasının  doğal olduğu belirtti.
Ünal Aysal, "Ben delimiyim ki bu denli başarılı bir adamın görevine son vereyim. Ama gelişmeler Galatasaray geleneklerini alt üst edecek duruma geldi. Beşiktaş maçı öncesinde Fatih hocayı birkaç kez aradım telefonlarıma ve mesajlarıma cevap vermedi. Maçtan sonra pazartesi günü konuşarak yine anlaşıp, sorunlarımızı çözeceğimizi düşünüyordum. Ancak Lütfi Arıboğan'a, Hande üzerinden ulaşın diyerek kendisi ipi kopardı. Düşünün ben Fatih Terim'e ulaşmak için futbol şubesinin basın sorumlusu Hande ile konuşacağım. Fatih hoca ipleri  koparmak için kararlı gibiydi. Bize başka yol bırakmadı" diye konuştu.

26 Eylül 2013 Perşembe

Medya: Biraz da övgü!

Mehmet Demirkol, son günlerde gördüğüm en samimi eleştirilerden birini getirmiş. Her dediğine katılmıyorum ama samimiyetine inanıyorum.

Medyada Linç:26 Eylül

Milliyet ve Fanatik tüm gün Galatasaray için çalıştılar. Yorulmamışlar mıdır acaba?

25 Eylül 2013 Çarşamba

Linç:İki yüzlülük, korkaklık ve kin

İki yüzlülük, korkaklık ve kin. Bütün bunları Fatih Terim'in gönderilmesinden sonra yazan konuşan pek çok kişide hep beraber veya ayrı ayrı görebiliriz. Keşke göremeseydik ama görebiliyoruz.

Çok az adam doğru düzgün üç beş kelime konuştu. Hiç kimse çıkıp yazılan konuşulan onca saçmalığa, yapılan onca ahlaksızlığa hatta dönekliği ve şerefsizliğe isyan edemedi.

Galatasaray Yönetimi'ne herkes saldırıyor, en ahlaklısı en yiğidi en fazla "saldırmıyor".

Bu linçtir. Linç korkaklık, linç iki yüzlülük, linç kindarlıktır. Linç zayıfların güçlü hissettiği an, hatanın paylaşılıp utancın yaşanmadığı andır.

Ünal Aysal ve arkadaşları bir çuval inciri berbat etmiş olabilirler ama bunları yapmadılar. Kavga etmeden, gürültü çıkarmadan, çatışan dinamikleri yönetemediler ama alçalmadılar.

Hürmetlerim onlara, linç edilirken de etrafına çamur atmakla uğraşmayacak kadar mert olanlara.

Büyük Başkan bir kez daha konuştu: Milli görev, etik kurallar, tırı vırı...

"Yapılan anlaşma iki sayfalık hatıra imzasıdır. Federasyonun ne Fatih hocayla ne de bizle imzası yoktur. Sadece hatıra imzamız vardır. Bu speküle edildi. Fatih hoca ne bizden para aldı ne para konuşuldu ne de bir anlaşma imzaladı. Mayıs ayına kadar milli görevde, milli takımımıza yardımcı olmak için geldi..." "Olmayan bir metin, bir anlaşmamız yok ki bunu kendilerine ilettik. Olmayan bir şeyi göndermeye gerek yok."
Olmayan sözleşme Galatasaray isteyince neden bu kadar mahrem olmuştur? Galatasaray bu sözleşmenin kopyasını istediğinde, Özerten neden “Her isteyenin istediği verilmez. Galatasaray’a sözleşmeyi göndermedik” demiştir?
"Galatasaray yönetiminin hocayla problemi varsa, lütfen taraftarı federasyonumuz ve hocamızın önüne atmamasını tekrar rica ediyoruz" "Bu gibi kişileri taraftarların önüne atmak doğru değildir. Galatasaray bir karar almıştır. Suçlu ne federasyon ne hocadır. Federasyon etik kurallara göre Terim'i takımın başına getirmiştir..."
Burada yazanlara fazla yorum gerekmez, hiç bir kelimesinin doğru olmadığını söylemek yeterlidir.
"Ben arasam herhalde açar. Açmazsa hatayı kendimde arardım" "Terim benim elemanım değil, kader birliği yaptığım takım hocamdır" "...Buna bağlı olarak federasyon,Galatasaray'ın düzenini bozmak istiyor gibi düşünce yok. Böyle bir şey olsa federasyon dört tane kupa vermezdi. Bizim dönemimizde dört tane kupa kazandı"
Burada yazanlar ise sadece Galatasaray zarar vermek için söylenmiş, ahlak emaresi taşımayan ifadeler.


"Yanımda Göksel Gümüşdağ ve Servet Yardımcı vardı. Galatasaray Başkanı Ünal Aysal'ı aradım. Kendisine Avcı'nın istifa ettiğini eğer müsade ederlerse Fatih Terim ile görüşmek istediğimizi ve kendisine 1 artı 3 senelik teklif yapmayı düşündüğümüzü söyledik. Kendisi de bunu memnuniyetle karşıladı, 'milli bir görevdir hocamız görüşebilir hatta istiyorsanız ocak ayında da hocamız ayrılabilir, kendisinin yerine başka bir hocayı getirebiliriz' dedi. Biz de bunun üstüne Sayın Terim ile ertesi sabah benim evde, yönetici arkadaşlarımla birlikte görüştük."
Bunların yalan olduğu söyleniyor, gerçekten yalansa "bu nasıl bir insandır" demeden edemeyeceğim.
Beşiktaş-Galatasaray derbisinde yaşanan olaylar
"Bu olaylara karışanların yüzde 99'u Beşiktaş taraftarı değildir.""Beşiktaş taraftarını çok iyi tanırım."
"Disiplin ve tahkim kurulları karar vermeden federasyonun açıklama yapması, süreci etkileyeceği için bekliyoruz."
Bu nasıl beklemek, açıklama yapmamış mı oldun şimdi?

24 Eylül 2013 Salı

Güle güle...

İki sene önce Fatih Terim göreve geldiğinde (http://www.galatasaray.org/kulup/haber/10094.php) hiç ümitli değildim. O zamana göre kendisine hissettiklerim çok değişti. Bu dönemde, ilk kez gerçekten takdir ettim onu.

Ayrılışı kendi adına çok şık olmamış gibi duruyor. Başkan'a saygısızlık yaptıysa garip, yaptıysa bu nasıl ROK'a kadar gidiyor o da garip.

Bir sürü belirsizlik var, bunlara kafa yorduğuma değmez.

Ben, Fatih Terim'in Galatasaray Teknik Direktörü iken yaptıklarına bakarım. Şükran borçluyum.

Bu sene yaşananlar en baştan beri garipti, daha fazla uzatmamak en iyisi oldu. İşin bu noktaya gelmesinde ne kadar kabahati vardır bilemem, ama bu noktadan sonra bu kararı alması nedeniyle Ünal Aysal'a da saygı duymak gerekli. Böyle bir kararı almak kolay değil.

Galatasaray'a ve Fatih Terim'e hayırlı olsun.

23 Eylül 2013 Pazartesi

Sayın Orman'dan sağduyu gösterisi:P

Başlıkta bile ciddiye alıyormuş gibi yapamadım.

Buyrun, buradan yakın:
23 Eylül 2013 16:21 NTVSpor.net 
Beşiktaş Başkanı Fikret Orman, olaylı derbinin ardından konuştu. ...Orman, çıkan olaylarla ilgili Beşiktaş'ın mağdur olduğunu ve daha fazla ceza almayı beklemediklerini söyledi.  
“...Olayların başladığı andan itibaren de statta bulunan 75 bini aşkın seyircimizin hiçbiri olaylara katılmamış...”  
“...Bu aşamada, son Gençlerbirliği maçında olduğu gibi taraftarlarımız fotoğraf çektirmeye alıştılar, sahada yine fotoğraf çekilmeye başlamışlardır...” 
İlk göreve geldikleri dönemde yine bir Galatasaray maçı yaşadıklarını hatırlatan Orman, "O maçta da sahaya atlama olayları olmuş, o zaman da benzer şeyler açıklamıştık...” 
Konunun takipçisi olacaklarını anlatan Orman, "Gerekli olan cezayı dün görmüşüzdür ve kulüp olarak daha fazla ceza göreceğimize inanmıyorum. Federasyon kurullarının takipçisi olacağız. Dün akşamki maçı yöneten hakemlerle alakalı alacakları tavrın takipçisi olacağız" dedi. 
En güzeli de şu:
"Yine herkesin takdiridir ki sahaya atlama haricinde hiç bir kamu malına zarar verilmemiş, hiç bir polis aracı yakılmamış ve hiç bir yağmalama olmamıştır...” 
Madem, "Fenerbahçeliler nerdeyse stadı yıktı, yetmedi stadın dışını yaktı, vere vere '5 maç kadın ve çocuklara oynama cezası' verdiniz, bize de ceza verirken buna göre bir ayar yapın" demek istiyorsun, niye bunu açık açık diyemiyorsun?

Bu da dostluk çağrısı:
“...Elinden gelen ne varsa ardına koymasın, biz buradayız. Kanımızın son damlasına kadar mücadele edeceğiz. Beşiktaş için bunlar ancak kayadan bir parça toz almaktan başka bir şey değildir."

22 Eylül 2013 Pazar

Hiç yakışıyor mu beyler, hepiniz esnaf adamlarsınız!

Başlıktaki Antapli bir arkadaşımdan. Lise yıllarında anlatırdı, kavgayı ayırmak için, aşağı yukarı hepsi esnaf olan ahalinin kullandığı  bir söz öbeğiymiş. Çok etkili olduğunu zannetmem.

Ufuk Özerten Bey, bulunduğu yeri hakeden biri. Yıldırım Demirören'in Başkanlık yaptığı Federasyon'a tam da böyle bir Başkanvekili yaraşırdı. Açıklamış, içimizi ferahlatmış, biz de bir ceza, bir yaptırım, ne bileyim işte yüreğimiz ağzımıza gelmişti doğrusu. Buyrun, öğrenelim:

"Bu kavgalar kimin ne işine yarıyor?"
..."KENDİMİZİ DÜNYAYA REZİL EDİYORUZ" 
Yaşanan olayların hiç kimse tarafından arzu edilmediğini anlatan Ufuk Özerten, "Ligin hiçbir haftasında yaşanmasını hiç kimse arzu etmez. Maça geldiğimde tüylerim diken diken oldu ve hoşuma gitti. Tribünler tıklım tıklımdı. Neden güzel başladığımız birşeyi aynı güzellikte bitiremiyoruz  İnsan ona üzülüyor. Futbol bir oyun, bunu bir şenliğe çevirelim, gülelim, oynayalım... Bu yaşanan olaylar kimin işine yarıyor  Kendimizi dünyaya rezil ediyoruz. Kimin işine yaradı, ne oldu  Biri yener diğeri yenilir. Bunları hoş karşılamak lazım. Töleranslı olmak lazım. Bu iş nereye varacak bilmiyorum" diye konuştu. 
Özerten, maçın yarıda kalmasının ardından yaşanacak süreç hakkında bilgi vererek, "Bundan sonra temsilci raporları TFF'ye gelir. Federasyon disiplin müfettişleri bunları inceler. Yönetim kurulunun karar vermesi gereken kısımlar vardır. Disiplin Kurulu'nun karar vermesi gereken yerler vardır. Bu süreç otomatik olarak yürür. Maçın kaldığı yerden devam etmesi, raporların şekline bağlı. Ona göre en kısa zamanda öğrenirsiniz. Önemli olan bu olayın gerçekleşmesi. Bunun cezası önemli değil. Bu artık hepimizin, ülkemizin ortak meselesi. El birliğiyle, gönül birliğiyle futbol sahalarını düğün yerlerine çevirelim. Bu tür kavgalar kimin ne işine yarıyor  Bundan kim nemalanıyor " dedi.
Aslında biliyorum, bunların yoruma ihtiyacı yok. Yine de tek bir şey. "Bundan kim nemalanıyor"dan önce "buna kim sebep oluyor" diye neden sormamış Sayın Başkanvekili, cevabından mı korkmuş acaba?

milliyet.com.tr: Medyanın yüz akı!

Bu güzide web sayfasının bir haberini aşağıda kullanmıştım ama milliyet çok daha fazlasını hak ediyor. İlk başta  bir başka televizyondan alıntı olması nedeniyle bu güzide web sayfasını suçlamam garip gelebilir ama bir düşünelim, her gün televizyonlarda onlarca radikal demeç veriliyor da neden bu seçiliyor?
Sinan Engin'den hakem için şok iddia!
Sinan Engin, hakem Fırat Aydınus'un devreye girerek Beşiktaş'ın 9 puan öne geçmesini engellediğini dile getirdi. Beyaz TV'de yayınlanan Beyaz Futbol adlı programda çıkan olayları yorumlayan Sinan Engin, hakem Fırat Aydınus'un devreye girerek Beşiktaş'ın 9 puan öne geçmesini engellediğini dile getirdi.Fırat Aydınus'un Beşiktaş taraftarını tahrik ettiğini dile getiren Engin, "Fırat Aydınus, Galatasaray yarıştan kopmasın diye bir el attı... Beşiktaş taraftarı bugün tahrik edildi, bugün taraftarlar kulübüne zarar vermiştir ama ortaya çıkan bu durumda Fırat Aydınus'un kararları çok etkili oldu" ifadelerini kullandı.

Sevimli gözükmek, örnek olmak, hangisi?

Melo'dan çıldırtan hareket!
Beşiktaş ile Galatasaray'ın karşı karşıya geldiği mücadele, 90+2. dakikada çıkan olaylar nedeniyle yarıda kaldı. Felipe Melo'nun kırmızı kart görmesi ve ardından sahadan çıkarken yaptığı hareketin ardından Olimpiyat Stadı'nın tribünleri oyun alanına girdi... 
Beşiktaş ile Galatasaray'ın karşı karşıya geldiği mücadele, sahalarda ender görülen olayların çıkması nedeniyle tamamlanamadı. 
...Galatasaraylı Felipe Melo'nun kırmızı kart gördüğü pozisyonun ardından ve sahadan çıkarken yaptığı hareket nedeniyle tamamlanamadı.
Haber Milliyet'in internet sayfasından. Bu haberi yazana, yayımlayana sözüm yok. Onlar kendilerine bir yol, bir "karakter" belirlemiş ona uygun hareket ediyor.Bunu yazanlara yönetim nasıl sessiz kalabiliyor, ben onu anlamıyorum.

Meireles'in Halis Özkahya'ya yaptıkları, Emre'nin Zokora'ya dedikleri gözünüzün önünden hiç gidiyor mu? Ne ceza aldı bu elemanlar.

Adamlar neredeyse stadı yıkacaktı, aldıkları cezayı hatırlıyor musunuz? Fenerbahçe hiç değilse bir devreyi seyircisiz geçirmeliydi, ne oldu? 5 maç seyircisiz oynama! Nasıl infaz edildi bu ceza? Hatırlıyor musunuz, Demirören geldikten sonra, Fenerbahçe cezayı almadan önce, taraftarsız oynama cezası hakikaten "taraftarsız" bir şekilde uygulanacak denmişti. Fenerbahçe cezayı aldıktan sonra ne oldu? 5 maç kadın ve çocuklara oynama!

Adamların yapmadığı kalmadı ama ne oldu, cezayı ufalta ufalta kuş yaptılar.

Efendim neymiş, tahrik olmuşlar! Her tahrik olan saldırmaya kalksa ve her tahrik olanın işlediği suç suçtan sayılmasa "suç" nedir? Taraftara yada futbolcuya değil tecavüzcülere sormak lazım en çok, onlar hiç tahrik olmamış mı? Ne dersiniz, tahrik onları da masum kılar mı?


"Hırsızın hiç mi suçu yok?"

Akıl nefsinize hakim olabilmeniz için var. 


Bazıları bir tavuğu bile kesemem der, bazılarının ruhu ise bir insanı bile kıtır kıtır kesmeye müsaittir. Nefsine hakim olmasın mı bu arkadaşlar, kendisine her saygısızlık yapanı, kendisine her küfredeni, kendisine her kötülük yapanı kessin mi bu arkadaşlar? Onların nefislerine bırakırsak keserler. Kurallar, kanunlar boşuna orada durmuyor. Uygularsanız caydırırlar, uygularsanız insanlar "tahrik" denen şerefsizliği tekrar tekrar tekrar tekrar tekrar tekrar sebepmişçesine önünüze getirmezler. Getiremezler çünkü yemez.

Yarın Beşiktaş'a tahrik mahrik, kadın çocuk filan diye 2-3 maç cezamsı bir şey verilir. Melo 5-10 maç ceza alır, formasını çıkarıp salladığı için (adam sanki külodunu çıkarıp erkeklik organını salladı). Bu olacak, Galatasaray yöneticileri de "örnek olmak için" futbolcularının yaptığı yanlışı(!) savunmayacak. Daha önce Engin'i harcattıkları gibi Melo'yu da harcatacaklar.

18 Eylül 2013 Çarşamba

Haketmediklerimiz, edemediklerimiz

Galatasaray en iyileri hak eder (!)

Burak bir hata yaptı, öfkeye kapıldı ve küfretti. Hiç kimse futbolcuların tribünlere yaptığı afralara alışık olmadığımızı söylemesin.

Pek alışkın olmadığımız bir hareket yaptı ve özür diledi Burak.

Alışkanları bozmak, erdemli davranmak bize gelmez. Nitekim, deveye diken insana ... yaranır.

Burak Galatasaray'a geldikten sonra neler yaptı, ne olur hatırlayalım. Gol kralı olup da geldiği takımda nasıl çalıştı, hatırlayalım. 

Arkadaş, bir kerede ...ilen olmak peşinde koşmayalım. Burak iyidir, sahip çıkalım.

17 Eylül 2013 Salı

Bilinip de söylenmeyenler başkasının ağzından işitilince: 1-6

Maç sonunda Fatih Terim'e kırılma anını sormuşlar. "Yediğimiz ilk goldü" demiş.

Fatih Terim'in bu açıklaması bile yetiyor: Kafalar dağınık.

Maçı dikkatlice izleyemedim, "kırılma anı" diye özel bir an vardıysa da görmemişimdir. Ancak "6" yenen maçın kırılma anı yediğiniz ilk gol değildir. Ya maça "kırık" başlamışsınızdır, ya da belirgin bir kırılma sebebi olmuştur. "Nasılsa bir gol yedik deyip koyverdi bizim gençler..." diye açıklama olmaz. Ancak "ben ne yapsam gider" diye düşünürseniz böyle konuşabilirsiniz. 

Ocak'tan beri yapılan transferlerde bir paradigma yok. Kimin niye alındığı da kimin niye alınmadığı da kimin niye gitmediği de belirsiz. Yapılan hamleleri bir stratejiye uydurmak kolay değil. Sanırım bir strateji de yok.

Bu takım çok maliyetli bir takım. Başarısızlığının maliyetleri kaldırılamayacak kadar büyük olur.

14 Eylül 2013 Cumartesi

Bir fırsat transferi (!): Bruma

Fatih Terim'in üçüncü senesinde, üçüncü sol açık transferi.

Üçü de yabancı, üçü de maliyetli.

Riera: 3.000.000 Euro bonservis bedeli. 3 yıl için 8.600.000 Euro sabit ücret + maç başı

Amrabat: 8.600.000 Euro bonservis bedeli 5 yıl için 6.000.000 Euro sabit ücret + maç başı

Bruma: 12.000.000 + 1.000.000 Euro bonservis bedeli 5 yıl için 6.600.000 Euro sabit ücret + maç başı + bonus

Üçünün maliyeti maç başı + bonus derken 50.000.000 Euro civarında olacak gibi.

Hatırlarsanız bu transferlerin öncesinde Arda Galatasaray'da oynuyordu. Ayrılışının hemen ardından Riera gelmiş, devre arasında ise Shaqiri transferi için uğraş verilmişti. Yahu az uğraşsak bu hikayenin içine Ribery bile girer.

Bu kadar fırsatı kötü değerlendirince olmuyor.

Transfer konusunda başarılı olduğumuzu söylemek çok zor.

Yeni bir kangrene sahip olmadan önce: Sağ bek

Eboue'nin performansı ve arzusu giderek düşüyor, yaşı ise ilerliyor. Gelecek senelerin Eboue'nin seneleri olmayacağını, daha yüksek seviyeleri isteyen Galatasaray'ın iyi bir sağ beke ihtiyacı olacağını düşünüyorum.

İki adayım olacak.


Toulouse'dan Serge Aurier

Aralık 1992 doğumlu oyuncuyu Eboue'nin yerine düşünen bir tek ben değilim. Fildişi'li oyuncu Milli Takım'da da forma giymeye başladı. Milli Takım'da Eboue'nin önüne geçmedi ama Toulouse'da performansı iyiye gidiyor. Hızı ve dripling yeteneği iyi görünüyor. Kendini kanıtlamış biri diyemeyiz ama takip edilmesi gerekli.


Milan'dan İgnazio Abate

Kasım 1986 doğumlu oyuncu 2009'dan beri Milan'da. İtalya Milli Takımında ve Milan'da aynı mevikede genç De Sciglio da oynuyor. De Sciglio'nun solda da oynayabilmesi ve Milan'ın daha iyi bir sol beki olmamamsı Abate'nin şimdiye kadar forma bulmakta güçlük çekmesini önledi. Millli Takım'da da sıkça forma giyiyor. Hızlı, güçlü ve dripling yeteneği iyi, savunmada da işini yapıyor. Milan'la sözleşmesi Haziran 2014 sonunda bitecek oyuncu takip edilmeli.

Bir Galatasarlı'yı rahatsız edenler

Önce TFF Başkanvekili Sayın Ufuk Özerten:
Futbol Federasyonu başkan vekili Ufuk Özerten, Fatih Terim ile TFF arasındaki mukavelenin Galatasaray tarafından istenmesi konusunda Beyaz Futbol’a ilginç açıklamalarda bulundu.
İşte Özerten'in açıklamaları ;
MUKAVELEYİ VERMEDİK!
Mukaveleler kişisel olaylardır kişilerin arasındadır. Galatasaray kulübüyle mukavele konusunda hiçbir problemimiz yok. Galatasaray kulübü ve Fatih Hoca ile konuşuldu ve rızası alınarak bu iş yapıldı.
Onlar mukaveleyi istedi biz vermedik Her isteyenin istediği verilmez ki. Herşeyin gizliliği vardır. Galatasaray kulübüyle problemimiz yok.

BİZ VEREN TARAFIZ!
Fatih hoca iki sene uzatırsa hayırlı olsun deriz. Biz veren tarafız zorla alan değiliz. Bir anlaşma yapıldı, gelin güzelliklerini yaşayalım. Her isteyenin istediğini vermek zorunda değiliz. Galatasaray ile sevgi saygı içindeyiz. Başkanımız izin istedi onlarda Fatih Terim için izin verdiler. Fatih Hoca 4 maçta mı kalmalı, devam mı etmeli nasip, rabbim bilir.
Sonra TFF'nin güzide Genel Sekreteri Prof. Dr. Kerem Alkin'in açıklamaları:
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Genel Sekreteri Prof. Dr. Emre Alkin, Ülker'in sponsorluğunda yürütülen "Futbol Köyleri Projesi" kapsamında Nevşehir'in Avanos ilçesinde devam eden ikinci etap çalışmaları izleyen Alkin, burada gazetecilerin sorularını yanıtladı.
ÖNCE TÜRKİYE SONRA KULÜP
Bir basın mensubunun, "Önümüzdeki süreçte milli takımda Fatih Terim ile devam edecek misiniz?" sorusu üzerine Alkin, sportif başarılar elde edilebilmesi için istikrar olması gerektiğini belirterek, şunları söyledi: "Bunlar istikrar işi. Zaten 4-5 maç için hocayla el sıkışmadık. Türk Milli takımlarının önümüzdeki 5-10 yıllık istikrarını sağlamak için Fatih hocayla el sıkıştık. Hem Galatasaray Kulübünün hem de Fatih hocanın bu şekilde yaklaşacağını da tahmin ediyorum. Önce Türkiye, ondan sonra futbol kulüpleri diye düşünüyorum."
Ben bunlardan rahatsız oluyorum.

Fatih Terim bir takım açıklamalardan rahatsız olduğunu söyledi ama söyleyemedi neden rahatsız olduğunu.

Fatih Terim kendisinin ücret almadığı TFF'nin, ücretli çalışanlarının ve ücretli Başkanvekili'nin bu açıklamalarından rahatsız olduysa, suyu bulandırmaları hoşuna gitmediyse bunu açıkça söylemeliydi.

Ben Şükrü Ergün'ün açıklamalarından rahatsız değilim, Başkan'ın yaptığı açıklamalardan da rahatsız değilim.  Bunlardan hiç bir Galatasaraylı da rahatsız olmaz. Galatasaray'ın Fatih Terim'e sözleşme teklif etmesinden de rahatsız değilim, Fatih Terim de olmamalı, gurur duymalı bu tekliften. 


Konunun uzadığı, Fatih Terim'in de temas ettiği doğru bir nokta, ama kestirip atmak onun elinde. Fatih Terim, açık konuşmalı.

8 Eylül 2013 Pazar

TFF, Milli Gurur, Milli Takım: Soylu bir tercih olarak Fatih Terim!

Futboldan "Milli Gurur" çıkar mı?

Milli takımların başarısı mı yoksa kulüp takımlarının başarısı mı ülkenin futboldaki gücünün daha önemli bir göstergesidir?
Milli takım başarısı, diğer faktörlerden bağımsızca sadece iyi bir milli takım yönetimi ile sağlanabilecek bir şey midir?
Milli takımın başarısı, kulüp takımlarının başarısı olmadan ne kadar mümkündür?

Türkiye Milli Takımı en iyi yıllarındayken bu nasıl mümkün olmuştu?
Türkiye Milli Takımının en iyi yıllarında Türk kulüplerinin başarısının etkisi ne kadardı?
Türk futbolu eğer tarihin bir kaç anında Türkiye için bir "gurur" kaynağı halini alabildiyse bu anlar hangileridir?
Bu başarı anlarında ülkeyi temsil eden takım hep milli takım mı olmuştur?

"Milli Takım", kendisini kulüplerin üstüne koyan kutsal bir manaya sahip midir?

Mevcut TFF Yönetiminin göreve geliş nedeni ne idi?

Mevcut Yönetimin geçen sürede Galatasaray lehine yaptıkları nelerdir? (Allah aşkına Fatih Terim Süper Final döneminde ertelenen cezasından bahsetmesin. Emre'nin ırkçı hakaretlerinin neredeyse cezalandırılmadığı bir dönemde kim Terim'e hak ettiği cezayı verebilirdi?)

Mevcut Yönetimin geçen sürede Galatasaray aleyhine yaptıkları nelerdir?

Abdullah Avcı'nın, 26 Mart 2013'ten beri resmi maç yapmamış olan Milli Takım için yetersiz olduğu, Ağustos ayının sonunda, son resmi maçtan 5 ay sonra ama tam da Lig başladıktan hemen sonra mı ortaya çıktı?

2013-2014 öncesi Galatasaray'da Transfer: Fiyasko!

Gelenler: Chedjou, Bruma, Ceyhun Gülselam
Gidenler: Elmander, Ujfalusi, Çağlar Birinci
Gitmeyenler: Felipe Melo, Umut Bulut

Fatih Terim kafasındakini bilmeden, eğer kafasında bir şey varsa, futbolcu/mevki özelinde değerlendirmede bulunmak doğru değil.

Bunlardan bağımsız, gördüklerimiz bildiklerimize dair eleştiride bulunabiliriz. Aslında sadece bir perspektif yetiyor da artıyor büyük hataları göstermeye. 
"Yabancı futbolcu kuralı", 18 kişilik maç kadrosunda en az 12 Türkiye pasaportlu oyuncu olacak diyor. Kural bu, değiştirecek kadar güçlü değilseniz, uyacaksınız!

Galatasaray A takımında 16 Türk pasaportlu oyuncu var, bunların üçü kaleci. 
18 kişilik kadroda iki kaleci var. Bizim durumumuzda bunların birinin yabancı birinin yerli olacağından emin sayılırız. Demek ki, maç kadrosunda bulunan ve kaleci olmayan 16 futbolcumuzdan en az 11'i Türk pasaportu taşımalı. Kalecileri çıkarınca elimizde Türk pasaportu olan 13 oyuncu kalıyor. Demek ki, Türk pasaportu sahibi olan ve kaleci olmayan 13 oyuncumuzun en az 11'i maç kadrosunda yer alacak.