2 Ekim 2013 Çarşamba

Ünal Aysal'ın hakkını teslim etmek

Genel olarak yazdıklarını beğenmesem de, aslında apaçık olup da dillendirilmeyen gerçeklere zaman zaman köşesinde yer vermesi nedeniyle takdir ettiğim Yılmaz Özdil yine çok basit ve çok açık olan bir kaç gerçeği dile getirmiş. Fanatik web sayfasından alıntıdır.
Hiçbir başarı cezasız kalmaz
Ünal Aysal’dan önceki Galatasaray’da, Emmanuel Culio, Lorik Cana, Insua Zapata, Bogdan Stancu, Pablo Pino filan forma giyiyordu. Kimsenin kalbini kırmak istemem ama, herhangi bir Anadolu kulübünün rahatça sahip olabileceği kalibrede futbolculardı. Ünal Aysal’lı Galatasaray’da ise, Muslera, Melo, Eboue, Dany, Bruma, Sneijder, Drogba forma giyiyor. Ayrıca, Hamit Altıntop, Selçuk İnan, Umut Bulut, Burak Yılmaz gibi, maddi açıdan ulaşılması çok güç topçular var.
***********
Ünal Aysal istifa diye bağırıyorlar!
***********
Ünal Aysal’dan önceki kadronun piyasa değeri, 57 milyon Euro’ydu. Ünal Aysal yönetiminin kurduğu kadronun piyasa değeri, 156 milyon Euro.
***********
Ünal Aysal istifa diye bağırıyorlar!
***********
Çok yakın zaman kadar, çevredeki bakkallar dahil, Galatasaray’ın uçan kuşa borcu olduğu, tesislere haciz geldiği, mallarını satmak zorunda kalacağı yolunda haberler yapılıyordu. Bugün Türkiye’nin en zengin kulübü olduğu, finansal açıdan herhangi bir sorunu olmadığı yazılıyor.
***********
Ünal Aysal istifa diye bağırıyorlar!
***********
2009’da Beşiktaş’ın 10 puan gerisinde kalan, 2010’da Bursaspor’un 11 puan gerisinde kalan, 2011’de Fenerbahçe’nin 36 puan gerisinde kalan Galatasaray... Ünal Aysal’la son iki sezondur şampiyon.
***********
Ünal Aysal istifa diye bağırıyorlar!
***********
Galatasaray amatör branşlarda hayli geride kalmıştı. Basketbolda, hem erkek hem kadınlarda Avrupa Şampiyonlar Ligi’nde... Voleybolda, hem erkek hem kadınlarda Avrupa şampiyonlar liginde.
***********
Ünal Aysal istifa diye bağırıyorlar!
***********
Herkes “Fatih Terim’in başarılı olmasına rağmen kovulmasından” bahsediyor ama “Hiçbir başarı cezasız kalmaz” özdeyişinin kanıtı, aslında Ünal Aysal’dır!
...

1 Ekim 2013 Salı

Son bir kez Fatih Terim

Hagi ile beraber benim şahit olduğum en önemli iki Galatasaray efsanesinden birdir Fatih Terim. İlk ayrılığı onun anlaşılabilir, hatta takdire şayan bir hevesinin sonucuydu. İkincisinde is olmamıştı işe, eğrisi doğrusuna denk gelmemil, Galatasaray para bulamamış, Fatih Terim parasız yapamamıştı. Üçüncü ayrılığı en garip olanıdır, her şey günlük güneşlikken birileri bir çomak soktu. Bence, Fatih Hoca ne yazık ki bir Galatasaraylı gibi davranmadı. Dedim ya Hagi ile beraber en büyük diye, 20 gün önce sorulsaydı yalnızca en büyük derdim, tam da bu yüzden. 

Kim haklı kim haksız, ne yaptı ne yapmadı derken iyice tatsız bir hal alan Galatasaray Fatih Terim ilişkisi, en azından resmi ilişkisi bitti.

Günlerdir medyada Galatasaray'a kara çalma yarışı var. Komplo senaryoları da yazılabilir bu haberler hakkında, haklı dayanaklar da var yazmak için. Komplo yazmadan, basitçe basının tabiatına da verilebilir. Sonuçta, onların dikkat çekecek haberlere ihtiyacı var. Siz de hakkınızı koruyamayacak kadar güçsüzseniz, kolayca birbirinize düşürülebilir bir topluluksanız sizden güzel "haber" olmaz, gerçek bir habere bile ihtiyaç yok "haber" olmanız için. 

Ben Fatih Terim'in gönderilme biçiminden çok Fatih Terim'in "ayrılma" biçimini yanlış bulan biriyim. Fatih Terim'in şişen egosuyla hem Galatasaray'ı hem Milli Takımı beraber yönetme hırsına kapıldığını, yönetimin de eli kolu bağlı kalmasına güvendiğini düşünüyorum. 

Yönetim en başta neden izin verdi sorularını ise anlamsız buluyorum. Galatasaray Yönetimi'nin Demirören'in ricasını kırmamak gibi bir gayesi yoktur, olamaz. Demirören'in de zaten Terim'i aklına bile getirmemiş olduğu, Denizli'yi düşündüğü bir çoklarınca yazıldı. Yönetim, burada benim yazmaktan çekindiklerimi milyonlara söyleyecek kadar toy değildir. Özetle, hem kişisel menfaatleri hem Galatasaray'ın menfaatleri için bu teklifi kabul etmeleri gerekiyordu, ettiler. Cesur medyamız Galatasaray'ın içinde yaşanan her "gerçek"ten, yada gerçek olma ihtimali bulunan her tür spekülasyondan halkı haberdar ederken, hem de bunu en çok ziyaret edilen haber sitelerinin manşetlerini kullanarak yaparken bunu nasıl ıskaladı acaba? Neden ısıtıp ısıtıp önümüze koymadı, bu "rica"nın reddedilememe sebebini?

Bütün bunlar olurken Galatasaray'ın başına gelenlere yol açanları belirleyen denklemin içinde benim için yalnızca bir Galatasaraylı vardı: Fatih Terim. 

En başta, çıkıp "Ben Milli Takımı reddedemeyeceğim, isterseniz sezon sonuna kadar ben göreve devam edeyim siz de bu arada hazırlıklarınızı yapın" demediği için. Bugün ise kameraların önüne çıkıp, "Galatasaray'dan ayrılmam gerekti, benim veya başka birinin kabahatiyle bunun böyle olması gerekti. Bugün artık bir Galatasaraylı olarak bu konunun uzatılmasında kasıt görüyorum. Benim Galatasaray'a karşı kırgınlığım yoktur, olamaz da. Galatasaray'ın benim üzerimdeki hakkı benim Galatasaray üzerinde sahip olduğum hakkın misliyledir. Bugün de Galatasaray benim için en değerlidir." demediği, diyemediği; bin türlü haber çıkarken iki kelimesiyle taraftarın gazını almaktan imtina ettiği içindir.

Ünal Aysal'ın Başkanlıktan ayrılmasının lafları ediliyor. Bazıları bunun ne anlama geldiğini bilmeyebilir, bazıları zaten ne anlama geldiğini bildikleri için isteyebilir, bazılarıysa Ünal Aysal'a garezleri nedeniyle bunu isteyebilir. Bu ihtimal yalnızca Galatasaray değil Türkiye Ligi için de hayallerin başka bahara ertelenmesi anlamına geliyor. Ünal Aysal gitsin de Fenerbahçe lehine yaptığı faaliyetler ahlaki sınırların fersah fersah dışına çıkan Mehmet Ali Aydınlar'ı bile "Fenerbahçe aleyhine davranmak"la suçlayan açgözlü ve kendini hep haklı gören ahlak yoksunları; kültürden, ahlaktan akla gelebilecek aşağı yukarı her tür erdemden sıyrılmış, akla gelebilecek her tür payeye karşı sonsuz bir açlık duyan, bu uğurda her tür taklayı atabilecek, "ilke"nin ne anlama geldiğini bilmeyen, tutarsız ve arsız ama zengin ve "işbilir" insanlar "Türk Futbol"unu yönetsin.

Basından bir kaç güzelleme:


27 Eylül 2013 Cuma

Dediklerine inanıyorum da yapabileceklerine...

Ünal Aysal'ın görüşlerinin samimi olduğunu, Fatih Terim'in haddini aşarak Galatasaray'dan ayrılmayı zımnen tercih ettiğini düşünüyorum. Belki daha önceleri yönetimin yapabilecekleri olabilirdi, belki işin bu noktaya gelmesinde yönetimin kabahati herkesten fazla. Ancak gelinen son noktada tercihin aslında Fatih Terim'in tercihi olduğunu görmek hiç zor değil.

Peki Ünal Aysal, Fatih Terim olmadan başarabilir mi? 

2 yılda sağlanan başarılarda Fatih Terim'den fazla Ünal Aysal'ın katkısı olduğunu düşünürüm. 

Ünal Aysal'ın çalıştığı diğer profesyonellerin, Galatasaray'ın diğer elemanlarının ise yeterli olduğunu düşünmüyorum. Dün koyduğum videoda Demirkol'un da buna benzer bir açıklaması vardı.

Lütfi Arıboğan ve Bülent Tulun'un liderliğiyle Galatasaray'ı ileriye götürmek pek mümkün görünmüyor. 

Bülent Tulun Galatasaray'ın futbol aklı gibi konumlandırılmış ama ne yazık ki onun futbol anlayışı bunun için yeterli durmuyor. Bonservis pazarlığı türünden konularda kendisinden yararlanılmaya çalışıldığı söylendi, başarısızlığı ortada.

Arıboğan'ın ise ilginç bir şekilde "atandığı" TFF'den alınıp buraya getirilmesinden sonra Galatasaray'a ne kattığını ben anlayamadım.

Bu arada "eleman" lafı konusunda da Ünal Aysal'ın yanlış anlaşıldığını düşünüyorum. Kaygısızlar dizisinin dilimize "eleman" lafını kattığı yıllarda memleketten uzaklarda olan Ünal Aysal'ın, bu kelimeyi, ecnebi dillerindeki  "élément/element" kelimelerinin taşıdığı "öğe" anlamında kullandığını gayet iyi biliyorum. Hatırlayın lütfen, Galatasaray'a seksi filan dedi bu adam. Kaldı ki Ünal Aysal'ın tarzı değil böyle konuşmak, o imayı taşıyan o lafı ağzına almaz Ünal Aysal. Memnun Kaygısız'ın entelektüel düzeyinin pek üzerine çıkamayan insanların, laf soktuklarını düşünerek bu tür durumlara değinmeleri ise ancak kendilerini daha iyi tanımamızı kolaylaştırıyor.
"Fatih hoca ipleri koparmak için kararlı gibiydi"
27 Eylül 2013 16:57 NTV Spor ve Ajanslar
Galatasaray Başkanı Ünal Aysal, Sarı-kırmızılı camiadaki son gelişmeler ve Fatih Terim'in görevine son verilmesiyle ilgili olarak kulübün kurullarına bilgi verdi.

Galatasaray Başkanı Ünal Aysal, yönetim sicil ve denetleme kurulu üyeleri ile bir araya geldi. Toplantıda Fatih Terim ile yolların ayrılması konusunda önemli mesajlar veren Aysal, başarılı bir teknik adamın görevine son verilmesinden sonra tartışılmasının  doğal olduğu belirtti.
Ünal Aysal, "Ben delimiyim ki bu denli başarılı bir adamın görevine son vereyim. Ama gelişmeler Galatasaray geleneklerini alt üst edecek duruma geldi. Beşiktaş maçı öncesinde Fatih hocayı birkaç kez aradım telefonlarıma ve mesajlarıma cevap vermedi. Maçtan sonra pazartesi günü konuşarak yine anlaşıp, sorunlarımızı çözeceğimizi düşünüyordum. Ancak Lütfi Arıboğan'a, Hande üzerinden ulaşın diyerek kendisi ipi kopardı. Düşünün ben Fatih Terim'e ulaşmak için futbol şubesinin basın sorumlusu Hande ile konuşacağım. Fatih hoca ipleri  koparmak için kararlı gibiydi. Bize başka yol bırakmadı" diye konuştu.

26 Eylül 2013 Perşembe

Medya: Biraz da övgü!

Mehmet Demirkol, son günlerde gördüğüm en samimi eleştirilerden birini getirmiş. Her dediğine katılmıyorum ama samimiyetine inanıyorum.

Medyada Linç:26 Eylül

Milliyet ve Fanatik tüm gün Galatasaray için çalıştılar. Yorulmamışlar mıdır acaba?

25 Eylül 2013 Çarşamba

Linç:İki yüzlülük, korkaklık ve kin

İki yüzlülük, korkaklık ve kin. Bütün bunları Fatih Terim'in gönderilmesinden sonra yazan konuşan pek çok kişide hep beraber veya ayrı ayrı görebiliriz. Keşke göremeseydik ama görebiliyoruz.

Çok az adam doğru düzgün üç beş kelime konuştu. Hiç kimse çıkıp yazılan konuşulan onca saçmalığa, yapılan onca ahlaksızlığa hatta dönekliği ve şerefsizliğe isyan edemedi.

Galatasaray Yönetimi'ne herkes saldırıyor, en ahlaklısı en yiğidi en fazla "saldırmıyor".

Bu linçtir. Linç korkaklık, linç iki yüzlülük, linç kindarlıktır. Linç zayıfların güçlü hissettiği an, hatanın paylaşılıp utancın yaşanmadığı andır.

Ünal Aysal ve arkadaşları bir çuval inciri berbat etmiş olabilirler ama bunları yapmadılar. Kavga etmeden, gürültü çıkarmadan, çatışan dinamikleri yönetemediler ama alçalmadılar.

Hürmetlerim onlara, linç edilirken de etrafına çamur atmakla uğraşmayacak kadar mert olanlara.

Büyük Başkan bir kez daha konuştu: Milli görev, etik kurallar, tırı vırı...

"Yapılan anlaşma iki sayfalık hatıra imzasıdır. Federasyonun ne Fatih hocayla ne de bizle imzası yoktur. Sadece hatıra imzamız vardır. Bu speküle edildi. Fatih hoca ne bizden para aldı ne para konuşuldu ne de bir anlaşma imzaladı. Mayıs ayına kadar milli görevde, milli takımımıza yardımcı olmak için geldi..." "Olmayan bir metin, bir anlaşmamız yok ki bunu kendilerine ilettik. Olmayan bir şeyi göndermeye gerek yok."
Olmayan sözleşme Galatasaray isteyince neden bu kadar mahrem olmuştur? Galatasaray bu sözleşmenin kopyasını istediğinde, Özerten neden “Her isteyenin istediği verilmez. Galatasaray’a sözleşmeyi göndermedik” demiştir?
"Galatasaray yönetiminin hocayla problemi varsa, lütfen taraftarı federasyonumuz ve hocamızın önüne atmamasını tekrar rica ediyoruz" "Bu gibi kişileri taraftarların önüne atmak doğru değildir. Galatasaray bir karar almıştır. Suçlu ne federasyon ne hocadır. Federasyon etik kurallara göre Terim'i takımın başına getirmiştir..."
Burada yazanlara fazla yorum gerekmez, hiç bir kelimesinin doğru olmadığını söylemek yeterlidir.
"Ben arasam herhalde açar. Açmazsa hatayı kendimde arardım" "Terim benim elemanım değil, kader birliği yaptığım takım hocamdır" "...Buna bağlı olarak federasyon,Galatasaray'ın düzenini bozmak istiyor gibi düşünce yok. Böyle bir şey olsa federasyon dört tane kupa vermezdi. Bizim dönemimizde dört tane kupa kazandı"
Burada yazanlar ise sadece Galatasaray zarar vermek için söylenmiş, ahlak emaresi taşımayan ifadeler.


"Yanımda Göksel Gümüşdağ ve Servet Yardımcı vardı. Galatasaray Başkanı Ünal Aysal'ı aradım. Kendisine Avcı'nın istifa ettiğini eğer müsade ederlerse Fatih Terim ile görüşmek istediğimizi ve kendisine 1 artı 3 senelik teklif yapmayı düşündüğümüzü söyledik. Kendisi de bunu memnuniyetle karşıladı, 'milli bir görevdir hocamız görüşebilir hatta istiyorsanız ocak ayında da hocamız ayrılabilir, kendisinin yerine başka bir hocayı getirebiliriz' dedi. Biz de bunun üstüne Sayın Terim ile ertesi sabah benim evde, yönetici arkadaşlarımla birlikte görüştük."
Bunların yalan olduğu söyleniyor, gerçekten yalansa "bu nasıl bir insandır" demeden edemeyeceğim.
Beşiktaş-Galatasaray derbisinde yaşanan olaylar
"Bu olaylara karışanların yüzde 99'u Beşiktaş taraftarı değildir.""Beşiktaş taraftarını çok iyi tanırım."
"Disiplin ve tahkim kurulları karar vermeden federasyonun açıklama yapması, süreci etkileyeceği için bekliyoruz."
Bu nasıl beklemek, açıklama yapmamış mı oldun şimdi?

24 Eylül 2013 Salı

Güle güle...

İki sene önce Fatih Terim göreve geldiğinde (http://www.galatasaray.org/kulup/haber/10094.php) hiç ümitli değildim. O zamana göre kendisine hissettiklerim çok değişti. Bu dönemde, ilk kez gerçekten takdir ettim onu.

Ayrılışı kendi adına çok şık olmamış gibi duruyor. Başkan'a saygısızlık yaptıysa garip, yaptıysa bu nasıl ROK'a kadar gidiyor o da garip.

Bir sürü belirsizlik var, bunlara kafa yorduğuma değmez.

Ben, Fatih Terim'in Galatasaray Teknik Direktörü iken yaptıklarına bakarım. Şükran borçluyum.

Bu sene yaşananlar en baştan beri garipti, daha fazla uzatmamak en iyisi oldu. İşin bu noktaya gelmesinde ne kadar kabahati vardır bilemem, ama bu noktadan sonra bu kararı alması nedeniyle Ünal Aysal'a da saygı duymak gerekli. Böyle bir kararı almak kolay değil.

Galatasaray'a ve Fatih Terim'e hayırlı olsun.