27 Eylül 2013 Cuma

Dediklerine inanıyorum da yapabileceklerine...

Ünal Aysal'ın görüşlerinin samimi olduğunu, Fatih Terim'in haddini aşarak Galatasaray'dan ayrılmayı zımnen tercih ettiğini düşünüyorum. Belki daha önceleri yönetimin yapabilecekleri olabilirdi, belki işin bu noktaya gelmesinde yönetimin kabahati herkesten fazla. Ancak gelinen son noktada tercihin aslında Fatih Terim'in tercihi olduğunu görmek hiç zor değil.

Peki Ünal Aysal, Fatih Terim olmadan başarabilir mi? 

2 yılda sağlanan başarılarda Fatih Terim'den fazla Ünal Aysal'ın katkısı olduğunu düşünürüm. 

Ünal Aysal'ın çalıştığı diğer profesyonellerin, Galatasaray'ın diğer elemanlarının ise yeterli olduğunu düşünmüyorum. Dün koyduğum videoda Demirkol'un da buna benzer bir açıklaması vardı.

Lütfi Arıboğan ve Bülent Tulun'un liderliğiyle Galatasaray'ı ileriye götürmek pek mümkün görünmüyor. 

Bülent Tulun Galatasaray'ın futbol aklı gibi konumlandırılmış ama ne yazık ki onun futbol anlayışı bunun için yeterli durmuyor. Bonservis pazarlığı türünden konularda kendisinden yararlanılmaya çalışıldığı söylendi, başarısızlığı ortada.

Arıboğan'ın ise ilginç bir şekilde "atandığı" TFF'den alınıp buraya getirilmesinden sonra Galatasaray'a ne kattığını ben anlayamadım.

Bu arada "eleman" lafı konusunda da Ünal Aysal'ın yanlış anlaşıldığını düşünüyorum. Kaygısızlar dizisinin dilimize "eleman" lafını kattığı yıllarda memleketten uzaklarda olan Ünal Aysal'ın, bu kelimeyi, ecnebi dillerindeki  "élément/element" kelimelerinin taşıdığı "öğe" anlamında kullandığını gayet iyi biliyorum. Hatırlayın lütfen, Galatasaray'a seksi filan dedi bu adam. Kaldı ki Ünal Aysal'ın tarzı değil böyle konuşmak, o imayı taşıyan o lafı ağzına almaz Ünal Aysal. Memnun Kaygısız'ın entelektüel düzeyinin pek üzerine çıkamayan insanların, laf soktuklarını düşünerek bu tür durumlara değinmeleri ise ancak kendilerini daha iyi tanımamızı kolaylaştırıyor.
"Fatih hoca ipleri koparmak için kararlı gibiydi"
27 Eylül 2013 16:57 NTV Spor ve Ajanslar
Galatasaray Başkanı Ünal Aysal, Sarı-kırmızılı camiadaki son gelişmeler ve Fatih Terim'in görevine son verilmesiyle ilgili olarak kulübün kurullarına bilgi verdi.

Galatasaray Başkanı Ünal Aysal, yönetim sicil ve denetleme kurulu üyeleri ile bir araya geldi. Toplantıda Fatih Terim ile yolların ayrılması konusunda önemli mesajlar veren Aysal, başarılı bir teknik adamın görevine son verilmesinden sonra tartışılmasının  doğal olduğu belirtti.
Ünal Aysal, "Ben delimiyim ki bu denli başarılı bir adamın görevine son vereyim. Ama gelişmeler Galatasaray geleneklerini alt üst edecek duruma geldi. Beşiktaş maçı öncesinde Fatih hocayı birkaç kez aradım telefonlarıma ve mesajlarıma cevap vermedi. Maçtan sonra pazartesi günü konuşarak yine anlaşıp, sorunlarımızı çözeceğimizi düşünüyordum. Ancak Lütfi Arıboğan'a, Hande üzerinden ulaşın diyerek kendisi ipi kopardı. Düşünün ben Fatih Terim'e ulaşmak için futbol şubesinin basın sorumlusu Hande ile konuşacağım. Fatih hoca ipleri  koparmak için kararlı gibiydi. Bize başka yol bırakmadı" diye konuştu.

26 Eylül 2013 Perşembe

Medya: Biraz da övgü!

Mehmet Demirkol, son günlerde gördüğüm en samimi eleştirilerden birini getirmiş. Her dediğine katılmıyorum ama samimiyetine inanıyorum.

Medyada Linç:26 Eylül

Milliyet ve Fanatik tüm gün Galatasaray için çalıştılar. Yorulmamışlar mıdır acaba?

25 Eylül 2013 Çarşamba

Linç:İki yüzlülük, korkaklık ve kin

İki yüzlülük, korkaklık ve kin. Bütün bunları Fatih Terim'in gönderilmesinden sonra yazan konuşan pek çok kişide hep beraber veya ayrı ayrı görebiliriz. Keşke göremeseydik ama görebiliyoruz.

Çok az adam doğru düzgün üç beş kelime konuştu. Hiç kimse çıkıp yazılan konuşulan onca saçmalığa, yapılan onca ahlaksızlığa hatta dönekliği ve şerefsizliğe isyan edemedi.

Galatasaray Yönetimi'ne herkes saldırıyor, en ahlaklısı en yiğidi en fazla "saldırmıyor".

Bu linçtir. Linç korkaklık, linç iki yüzlülük, linç kindarlıktır. Linç zayıfların güçlü hissettiği an, hatanın paylaşılıp utancın yaşanmadığı andır.

Ünal Aysal ve arkadaşları bir çuval inciri berbat etmiş olabilirler ama bunları yapmadılar. Kavga etmeden, gürültü çıkarmadan, çatışan dinamikleri yönetemediler ama alçalmadılar.

Hürmetlerim onlara, linç edilirken de etrafına çamur atmakla uğraşmayacak kadar mert olanlara.

Büyük Başkan bir kez daha konuştu: Milli görev, etik kurallar, tırı vırı...

"Yapılan anlaşma iki sayfalık hatıra imzasıdır. Federasyonun ne Fatih hocayla ne de bizle imzası yoktur. Sadece hatıra imzamız vardır. Bu speküle edildi. Fatih hoca ne bizden para aldı ne para konuşuldu ne de bir anlaşma imzaladı. Mayıs ayına kadar milli görevde, milli takımımıza yardımcı olmak için geldi..." "Olmayan bir metin, bir anlaşmamız yok ki bunu kendilerine ilettik. Olmayan bir şeyi göndermeye gerek yok."
Olmayan sözleşme Galatasaray isteyince neden bu kadar mahrem olmuştur? Galatasaray bu sözleşmenin kopyasını istediğinde, Özerten neden “Her isteyenin istediği verilmez. Galatasaray’a sözleşmeyi göndermedik” demiştir?
"Galatasaray yönetiminin hocayla problemi varsa, lütfen taraftarı federasyonumuz ve hocamızın önüne atmamasını tekrar rica ediyoruz" "Bu gibi kişileri taraftarların önüne atmak doğru değildir. Galatasaray bir karar almıştır. Suçlu ne federasyon ne hocadır. Federasyon etik kurallara göre Terim'i takımın başına getirmiştir..."
Burada yazanlara fazla yorum gerekmez, hiç bir kelimesinin doğru olmadığını söylemek yeterlidir.
"Ben arasam herhalde açar. Açmazsa hatayı kendimde arardım" "Terim benim elemanım değil, kader birliği yaptığım takım hocamdır" "...Buna bağlı olarak federasyon,Galatasaray'ın düzenini bozmak istiyor gibi düşünce yok. Böyle bir şey olsa federasyon dört tane kupa vermezdi. Bizim dönemimizde dört tane kupa kazandı"
Burada yazanlar ise sadece Galatasaray zarar vermek için söylenmiş, ahlak emaresi taşımayan ifadeler.


"Yanımda Göksel Gümüşdağ ve Servet Yardımcı vardı. Galatasaray Başkanı Ünal Aysal'ı aradım. Kendisine Avcı'nın istifa ettiğini eğer müsade ederlerse Fatih Terim ile görüşmek istediğimizi ve kendisine 1 artı 3 senelik teklif yapmayı düşündüğümüzü söyledik. Kendisi de bunu memnuniyetle karşıladı, 'milli bir görevdir hocamız görüşebilir hatta istiyorsanız ocak ayında da hocamız ayrılabilir, kendisinin yerine başka bir hocayı getirebiliriz' dedi. Biz de bunun üstüne Sayın Terim ile ertesi sabah benim evde, yönetici arkadaşlarımla birlikte görüştük."
Bunların yalan olduğu söyleniyor, gerçekten yalansa "bu nasıl bir insandır" demeden edemeyeceğim.
Beşiktaş-Galatasaray derbisinde yaşanan olaylar
"Bu olaylara karışanların yüzde 99'u Beşiktaş taraftarı değildir.""Beşiktaş taraftarını çok iyi tanırım."
"Disiplin ve tahkim kurulları karar vermeden federasyonun açıklama yapması, süreci etkileyeceği için bekliyoruz."
Bu nasıl beklemek, açıklama yapmamış mı oldun şimdi?

24 Eylül 2013 Salı

Güle güle...

İki sene önce Fatih Terim göreve geldiğinde (http://www.galatasaray.org/kulup/haber/10094.php) hiç ümitli değildim. O zamana göre kendisine hissettiklerim çok değişti. Bu dönemde, ilk kez gerçekten takdir ettim onu.

Ayrılışı kendi adına çok şık olmamış gibi duruyor. Başkan'a saygısızlık yaptıysa garip, yaptıysa bu nasıl ROK'a kadar gidiyor o da garip.

Bir sürü belirsizlik var, bunlara kafa yorduğuma değmez.

Ben, Fatih Terim'in Galatasaray Teknik Direktörü iken yaptıklarına bakarım. Şükran borçluyum.

Bu sene yaşananlar en baştan beri garipti, daha fazla uzatmamak en iyisi oldu. İşin bu noktaya gelmesinde ne kadar kabahati vardır bilemem, ama bu noktadan sonra bu kararı alması nedeniyle Ünal Aysal'a da saygı duymak gerekli. Böyle bir kararı almak kolay değil.

Galatasaray'a ve Fatih Terim'e hayırlı olsun.

23 Eylül 2013 Pazartesi

Sayın Orman'dan sağduyu gösterisi:P

Başlıkta bile ciddiye alıyormuş gibi yapamadım.

Buyrun, buradan yakın:
23 Eylül 2013 16:21 NTVSpor.net 
Beşiktaş Başkanı Fikret Orman, olaylı derbinin ardından konuştu. ...Orman, çıkan olaylarla ilgili Beşiktaş'ın mağdur olduğunu ve daha fazla ceza almayı beklemediklerini söyledi.  
“...Olayların başladığı andan itibaren de statta bulunan 75 bini aşkın seyircimizin hiçbiri olaylara katılmamış...”  
“...Bu aşamada, son Gençlerbirliği maçında olduğu gibi taraftarlarımız fotoğraf çektirmeye alıştılar, sahada yine fotoğraf çekilmeye başlamışlardır...” 
İlk göreve geldikleri dönemde yine bir Galatasaray maçı yaşadıklarını hatırlatan Orman, "O maçta da sahaya atlama olayları olmuş, o zaman da benzer şeyler açıklamıştık...” 
Konunun takipçisi olacaklarını anlatan Orman, "Gerekli olan cezayı dün görmüşüzdür ve kulüp olarak daha fazla ceza göreceğimize inanmıyorum. Federasyon kurullarının takipçisi olacağız. Dün akşamki maçı yöneten hakemlerle alakalı alacakları tavrın takipçisi olacağız" dedi. 
En güzeli de şu:
"Yine herkesin takdiridir ki sahaya atlama haricinde hiç bir kamu malına zarar verilmemiş, hiç bir polis aracı yakılmamış ve hiç bir yağmalama olmamıştır...” 
Madem, "Fenerbahçeliler nerdeyse stadı yıktı, yetmedi stadın dışını yaktı, vere vere '5 maç kadın ve çocuklara oynama cezası' verdiniz, bize de ceza verirken buna göre bir ayar yapın" demek istiyorsun, niye bunu açık açık diyemiyorsun?

Bu da dostluk çağrısı:
“...Elinden gelen ne varsa ardına koymasın, biz buradayız. Kanımızın son damlasına kadar mücadele edeceğiz. Beşiktaş için bunlar ancak kayadan bir parça toz almaktan başka bir şey değildir."

22 Eylül 2013 Pazar

Hiç yakışıyor mu beyler, hepiniz esnaf adamlarsınız!

Başlıktaki Antapli bir arkadaşımdan. Lise yıllarında anlatırdı, kavgayı ayırmak için, aşağı yukarı hepsi esnaf olan ahalinin kullandığı  bir söz öbeğiymiş. Çok etkili olduğunu zannetmem.

Ufuk Özerten Bey, bulunduğu yeri hakeden biri. Yıldırım Demirören'in Başkanlık yaptığı Federasyon'a tam da böyle bir Başkanvekili yaraşırdı. Açıklamış, içimizi ferahlatmış, biz de bir ceza, bir yaptırım, ne bileyim işte yüreğimiz ağzımıza gelmişti doğrusu. Buyrun, öğrenelim:

"Bu kavgalar kimin ne işine yarıyor?"
..."KENDİMİZİ DÜNYAYA REZİL EDİYORUZ" 
Yaşanan olayların hiç kimse tarafından arzu edilmediğini anlatan Ufuk Özerten, "Ligin hiçbir haftasında yaşanmasını hiç kimse arzu etmez. Maça geldiğimde tüylerim diken diken oldu ve hoşuma gitti. Tribünler tıklım tıklımdı. Neden güzel başladığımız birşeyi aynı güzellikte bitiremiyoruz  İnsan ona üzülüyor. Futbol bir oyun, bunu bir şenliğe çevirelim, gülelim, oynayalım... Bu yaşanan olaylar kimin işine yarıyor  Kendimizi dünyaya rezil ediyoruz. Kimin işine yaradı, ne oldu  Biri yener diğeri yenilir. Bunları hoş karşılamak lazım. Töleranslı olmak lazım. Bu iş nereye varacak bilmiyorum" diye konuştu. 
Özerten, maçın yarıda kalmasının ardından yaşanacak süreç hakkında bilgi vererek, "Bundan sonra temsilci raporları TFF'ye gelir. Federasyon disiplin müfettişleri bunları inceler. Yönetim kurulunun karar vermesi gereken kısımlar vardır. Disiplin Kurulu'nun karar vermesi gereken yerler vardır. Bu süreç otomatik olarak yürür. Maçın kaldığı yerden devam etmesi, raporların şekline bağlı. Ona göre en kısa zamanda öğrenirsiniz. Önemli olan bu olayın gerçekleşmesi. Bunun cezası önemli değil. Bu artık hepimizin, ülkemizin ortak meselesi. El birliğiyle, gönül birliğiyle futbol sahalarını düğün yerlerine çevirelim. Bu tür kavgalar kimin ne işine yarıyor  Bundan kim nemalanıyor " dedi.
Aslında biliyorum, bunların yoruma ihtiyacı yok. Yine de tek bir şey. "Bundan kim nemalanıyor"dan önce "buna kim sebep oluyor" diye neden sormamış Sayın Başkanvekili, cevabından mı korkmuş acaba?

milliyet.com.tr: Medyanın yüz akı!

Bu güzide web sayfasının bir haberini aşağıda kullanmıştım ama milliyet çok daha fazlasını hak ediyor. İlk başta  bir başka televizyondan alıntı olması nedeniyle bu güzide web sayfasını suçlamam garip gelebilir ama bir düşünelim, her gün televizyonlarda onlarca radikal demeç veriliyor da neden bu seçiliyor?
Sinan Engin'den hakem için şok iddia!
Sinan Engin, hakem Fırat Aydınus'un devreye girerek Beşiktaş'ın 9 puan öne geçmesini engellediğini dile getirdi. Beyaz TV'de yayınlanan Beyaz Futbol adlı programda çıkan olayları yorumlayan Sinan Engin, hakem Fırat Aydınus'un devreye girerek Beşiktaş'ın 9 puan öne geçmesini engellediğini dile getirdi.Fırat Aydınus'un Beşiktaş taraftarını tahrik ettiğini dile getiren Engin, "Fırat Aydınus, Galatasaray yarıştan kopmasın diye bir el attı... Beşiktaş taraftarı bugün tahrik edildi, bugün taraftarlar kulübüne zarar vermiştir ama ortaya çıkan bu durumda Fırat Aydınus'un kararları çok etkili oldu" ifadelerini kullandı.

Sevimli gözükmek, örnek olmak, hangisi?

Melo'dan çıldırtan hareket!
Beşiktaş ile Galatasaray'ın karşı karşıya geldiği mücadele, 90+2. dakikada çıkan olaylar nedeniyle yarıda kaldı. Felipe Melo'nun kırmızı kart görmesi ve ardından sahadan çıkarken yaptığı hareketin ardından Olimpiyat Stadı'nın tribünleri oyun alanına girdi... 
Beşiktaş ile Galatasaray'ın karşı karşıya geldiği mücadele, sahalarda ender görülen olayların çıkması nedeniyle tamamlanamadı. 
...Galatasaraylı Felipe Melo'nun kırmızı kart gördüğü pozisyonun ardından ve sahadan çıkarken yaptığı hareket nedeniyle tamamlanamadı.
Haber Milliyet'in internet sayfasından. Bu haberi yazana, yayımlayana sözüm yok. Onlar kendilerine bir yol, bir "karakter" belirlemiş ona uygun hareket ediyor.Bunu yazanlara yönetim nasıl sessiz kalabiliyor, ben onu anlamıyorum.

Meireles'in Halis Özkahya'ya yaptıkları, Emre'nin Zokora'ya dedikleri gözünüzün önünden hiç gidiyor mu? Ne ceza aldı bu elemanlar.

Adamlar neredeyse stadı yıkacaktı, aldıkları cezayı hatırlıyor musunuz? Fenerbahçe hiç değilse bir devreyi seyircisiz geçirmeliydi, ne oldu? 5 maç seyircisiz oynama! Nasıl infaz edildi bu ceza? Hatırlıyor musunuz, Demirören geldikten sonra, Fenerbahçe cezayı almadan önce, taraftarsız oynama cezası hakikaten "taraftarsız" bir şekilde uygulanacak denmişti. Fenerbahçe cezayı aldıktan sonra ne oldu? 5 maç kadın ve çocuklara oynama!

Adamların yapmadığı kalmadı ama ne oldu, cezayı ufalta ufalta kuş yaptılar.

Efendim neymiş, tahrik olmuşlar! Her tahrik olan saldırmaya kalksa ve her tahrik olanın işlediği suç suçtan sayılmasa "suç" nedir? Taraftara yada futbolcuya değil tecavüzcülere sormak lazım en çok, onlar hiç tahrik olmamış mı? Ne dersiniz, tahrik onları da masum kılar mı?


"Hırsızın hiç mi suçu yok?"

Akıl nefsinize hakim olabilmeniz için var. 


Bazıları bir tavuğu bile kesemem der, bazılarının ruhu ise bir insanı bile kıtır kıtır kesmeye müsaittir. Nefsine hakim olmasın mı bu arkadaşlar, kendisine her saygısızlık yapanı, kendisine her küfredeni, kendisine her kötülük yapanı kessin mi bu arkadaşlar? Onların nefislerine bırakırsak keserler. Kurallar, kanunlar boşuna orada durmuyor. Uygularsanız caydırırlar, uygularsanız insanlar "tahrik" denen şerefsizliği tekrar tekrar tekrar tekrar tekrar tekrar sebepmişçesine önünüze getirmezler. Getiremezler çünkü yemez.

Yarın Beşiktaş'a tahrik mahrik, kadın çocuk filan diye 2-3 maç cezamsı bir şey verilir. Melo 5-10 maç ceza alır, formasını çıkarıp salladığı için (adam sanki külodunu çıkarıp erkeklik organını salladı). Bu olacak, Galatasaray yöneticileri de "örnek olmak için" futbolcularının yaptığı yanlışı(!) savunmayacak. Daha önce Engin'i harcattıkları gibi Melo'yu da harcatacaklar.