Bugün Galatasaray'la ilgili üç önemli haber okudum:
- Ali Dürüst: Kaka almak istediğimiz oyuncu profilini temsil ediyor.
- Lütfi Arıboğan: “1. sınıf olarak nitelenen bir oyuncuyu istediğimiz an alabiliriz”.
- Marca: "G.Saray'da çok yıldız var, takım ruhu yok"
Önemli transferler yapılabileceği ortada. Açıklamalara göre önemli bir oyuncu almak için bir niyet de var bu niyetin gerçekleşmesine yardımcı mali koşullar da.
Peki gerçekten Kaka doğru hamle midir veya Gourcuff, Sneijder, Diego vs. ?
İlk yarının bize anlattıkları çok karmaşık değil.
Bu sene 16 maçta 32 puan toplayan takım 20 gol yeyip 34 gol attı. Geçen sene ligin ilk 16 maçında 34 puan toplayan Galatasaray 11 gol yeyip 26 gol attı. Geçen senenin ikinci yarısında ilk 16 hafta 13 gol yeyip 38 gol atmışız.
Bu rakamlar ne anlatıyor?
Savunma için çok önemli olan Ujfalusi sakat, Melo ise kendine verdiği kafa izni neticesinde fiziksel olarak çökmüş. Chris ve Dany yada takım içinden gelen biri ortaya çıkan eksikleri dolduramadı. Sol bek mevki için de geçen seneye göre gerideyiz. Bütün bunların ışığında, rakamlar olmadan ben düşünürdüm ki geçen sene yaptığımız kadar iyi savunma yapamamışızdır.
Rakamlar geçen senenin ilk yarısına göre kayda değer bir düşüşe işaret etmiyor, gibi! Oysa geçen sene ortada sil baştan kurulan bir takım vardı. Bu nedenle bu senenin ilk devresi ile geçen senenin ilk devresi mukayese edilmemeli. İlk devrelerin rakamlarını ikinci devrelerin rakamları ile mukayese etmek de pek tercih edilir bir şey değil. İlk devrelerde, özellikle ilk haftalarda en iyi oturmuş takımlar bile nispeten düşük performans gösterebilir, gösteriyor. Ancak en yakın referansımız geçen senenin ikinci yarısı ve onu kullanmalıyız. Attığımız gol sayısı 38’den 34’e gerilerken, yediğimiz gol sayısı 13’ten 20’ye çıkmış. Bu kadar fark bence ilk devre ile ikinci devre arasındaki doğal farklılarla açıklanamaz.
Bu kadar fark bir bozulmaya işaret ediyor.
Ujfalusi, Necati, kısmen de Hakan ve Engin sahada yer almayanlar, Melo ve Elmander düşüş yaşayanlar. Her bir oyuncunun değişimde etkisi var.
Atılan gol sayısındaki düşüşün ofansif organizasyonda gerilemeye dair yeterli kanıt sunduğunu söylemek zor. Yenilen gol sayısındaki artış ise rakamlar olmadan görünenlerin bana düşündürttüğüne paralel. Ben bu rakamlara inanırım, takım savunması geriliyor.
Melo, Riera ve Dany/Semih mevkilerinin gerekliliklerini yerine getirmekte güçlük çekiyor. Her üç mevkide de takviye hızla takıma fayda sağlayacaktır.
Melo bu takımda vadesini doldurmuştur, ara verdiği tatiline uzaklarda devam etmesinde Galatasaray için fayda var. Dany ve Semih hiç de iyi bir ikili değil. Üst düzey bir stoper ile beraber bu oyunculardan faydalanılabilir, ikisinden stoper ikilisi olarak faydalanmak ise güç. Sol bek pozisyonunda Riera’nın oynaması işlerin orada ne kadar vahim olduğunu gösteriyor, çok daha iyisi olmalı.
Transfer stratejisi belki CL kuralarıyla son halini alacak. Ancak bu takımın yıllarca kopmalar yaşamadan gelişmesi hedefleniyorsa öncelik bu mevkilerde olmalı. Kura atılacak adım sayısını etkileyebilir ama öncelikle hangi adımların atılması gerektiği şimdiden belli.
Çilek meselesine ilişkin de bir yanılgı içinde olduğumuzu düşünüyorum. Burak Yılmaz’ın çok gol bulması sevindirici ancak Galatasaray’ın santraforunu bulduğunu düşünmüyorum. Bu takım yakın gelecekte daha kalabalık orta sahalı bir formasyona dönecektir, bu durumda daha iyi bir santrafor gerekecektir. Çilek için en uçu hedeflemek lazım, zaten bu işi Burak’tan iyi yapabilenlere çilek denir.
Özetle Sneijder’e gerek yok, Melo gidip Capoue gibi genç ve defansif yönü gelişmiş bir orta saha gelsin, iyi hatta mümkünse çok iyi bir stoper muhakkak gelsin, iyi bir sol bek de kısa zamanda fark yaratacaktır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder