28 Aralık 2012 Cuma

Türk Futbolunun Son Çivisi

Çıkan çivi dağıtır bir arada duranları, sere serpe olan parçalar artık anlamlı bir bütün oluşturmaz.

Türk Futbolunda her şeyin yerli yerinde olduğunu söylemenin mümkün olduğu zamanları en azından ben görmedim, belki de hiç gören olmamıştır.

Vardı yine de bir şeyler, dişlilerin aksamadan döndüğü ihtişamlı bir yapı değildi ama bazı dişliler dönüyor, seyri bazılarında merak uyandıran bir şeyler üretiliyordu.

"3 Temmuz Süreci" bence son çiviyi de söktü. "Türk Futbolunun çıkarları" söz öbeğini kullanarak lafa başlayanlar Türk Futbolunun içine sıçtı.

CAS'ta TFF aleyhine dava açıp Türkiye'yi dava etmekten imtina etmeyenler, "Türk Futbolunun çıkarları" için geri çektiler davalarını. Kimin ne bok yediğinin belli olmadığı "3 Temmuz süreci" "Türk Futbolunun çıkarları"nı korumak için gelen TFF Başkanı tarafından tam da "Türk Futbolunun çıkarları"na göre sonlandırıldı.

Türk Futbolu çıkarları korunurken iyiden iyiye bok edildi.

Bugün artık adalet burada yok, olamaz da.

Bugün Galatasaray Meireles'in cezasının silinmesini kınadığında Fenerbahçe diyor ki "Sizin cezanız ertelenirken neredeydi adalet duygunuz?".

Hakikaten ben de soruyorum, neredeydi?

Fatih Terim'in olayı yaşanmadan bir kaç gün önce, Emre Zokora'ya ırkçı hakarette bulunması karşılığında komik ama çok komik bir ceza almıştı, buna mı takılmıştı aklınız? Yoksa örtbas edilmeye çalışılan başkaca olaylara mı? El alem deveyi havuduyla yutarken "bizim de bir ayıbımız görmezden gelinsin" mi dediniz?

Olaylar böyle gelişmiş, Galatasaray böyle davranmış olabilir.

Ama bugün Fenerbahçe çıkıp "Sizin cezanız ertelenirken neredeydi adalet duygunuz?" dediğinde benim nevrim dönüyor. Herkes Fenerbahçenin kullandığı bu mantıkla hareke etse ne olur? Şike örtbas edilirken neredeydi, ırkçılık örtbas edilirken neredeydi adalet duygunuz denirse ne olacak?

Bu rezalet böyle uzar..

"2011-2012" Türk Futbolunun son çivisinin de çıkmasına neden olmuştur. Bundan sonra "doğru" artık çok başka bir anlama sahip. Bundan sonra "emsal kararlar" artık emsal gösterilmeye değmez. Bundan sonra artık kimse "masumiyet karinesi"nden istifade edecek kadar "suçluluğu ispatlanmamış" değil.

Ufuk Özerten olmadık bir iş yaptı ve Hz. Ömer'in adını ağzına aldı. Ömer-ül Faruk hakkı batıldan, doğruyu yanlıştan ayırmadaki yetkinliği, adaletine duyulan güven nedeniyle almıştı Faruk sıfatını. Bir gün sonra Ercan Güven çok güzel bir cevap yazmış, demiş ki:


"Sayın Özerten, baltayı taşa çarpmış:
Hz. Ömer’i işe karıştırmış. Kendi deyimiyle; rahmetliyi kabrinden kaldırsalar, “Arkadaş koyun yerime ben bu işi çözemem” dermiş.
Tabi kara toprağa döner.
Sayın Özerten yanlış yere müracaat etmiş...Yaşamış en adaletli halife, ancak “adalet isteyenlerin” derdine çare olabilir."

Futbol adaleti arayana kadar herhangi güzel bir şey bulmayacak futbolu. "Türk Futbolunun çıkarları" da dahil hiç bir şey adaletten daha değerli değil...

P.S.
Güzel de bir "zorunlu" açıklama gelmiş Fenerbahçe'den, ortada zorlama bir durum olduğu o kadar açık ki:

"Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu’nca futbolcumuz Raul Meireles hakkında verilen karar, kamuoyunun malumudur.

Bilindiği üzere Türkiye Futbol Federasyonu tarafından kulübümüz hakkında verilen ve tarafımızdan kabul edilemez nitelikteki kararlara karşı dahi kulübümüzün bugüne kadarki duruşu son derece net ve açıktır…

Fenerbahçe Spor Kulübü olarak Türk Sporunun menfaatleri doğrultusunda sergilenen bu tavrın devamlılığı ve sürekliliği konusundaki kararlılığımız tamdır…"

Katil cinayet mahalline geri dönermiş, şu altı çizili lafları açıklamaya koymak bu durumun bir örneği olsa gerek. "TFF tarafından kulubünüz hakkında verilen kararlara karşı kulübünüzün bugüne kadarki duruşu" Türk Futbolunun içine sıçtı, sizden korkup ne yapacağını bilemeyenler, size yaranmak için uğraşanlar geldi tüy dikti.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder